9 Aralık 2014 Salı

Hastayız

Haftasonu peş peşe 2 doğumgünü bana fazla geldi sanırım.
Bünye kaldıramadı.
Ateşim var çok.
Sanırım ateş başıma vurdu...


8 Aralık 2014 Pazartesi

İyi ki doğdun Hasan Efe, iyi ki doğdun Emrişko

Hep derlerdi haftasonları çocukların arkadaşlarının doğumgünlerinde geçiyor diye. Bizde bu haftasonu gerçekten 2 günde 2 doğumgünü ile haftasonunu noktaladık.

Cumartesi günü ekibimizin ilk göz ağrısı, ilk bebeğimiz Hasan Efe'nin 6 yaş doğumgünü partisine gittik.



Borga çocuklar genellikle kendisinden büyük olduğundan izlemeyi tercih etti çok fazla oyunlarına dahil olamadı ama yinede keyifli vakit geçirdi.

Hasan Efe'nin dev gibi üzerinde kocaman bir roket olan pastasına ise içi giden gözlerle baktı.




Pazar günü ise Borga'nın en yakın arkadaşı Emrişko'nun doğumgününe gittik.



Çocuk sayısı çok daha fazla ve yaş grubu daha yakın olduğundan dolayı Borga ortalığın tozunu attırdı diyebiliriz.


Top havuzu ve kaydıraklarda profesyonel bir engelli yarış koşucusu gibi yol alıyordu. Top havuzunda kısa bir süre duraklayak Laliko ile annesine gülücükler verdikten sonra yolumuza devam ettik. (güzel kızları hiç kaçırmaz)




2 gün üst üste yemek pasta filan derken tabi biraz göbek yaptık, eritmek için çalışmak lazım.



Cumartesi akşamı araya Borga çok sevdiği için Metro ile Kadıköy gezisi sıkıştırdık. Çoğu cumartesi olduğu gibi balık çarşısında dolaştık ve balıklarımızı alıp eve geldik. Borga bütün günün yorgunluğu üzerine 4 tane çinekopu ve 1 kase makarnayı mideye indirdikten sonra mutlu mutlu yorgunluğuna yenik düştü ve uyudu.



Geleceğin kalp kıracağı, minik fındık kurdu Borga Bobo hepinize iyi haftalar diler.

21 Kasım 2014 Cuma

Hoşgeldin Terrible 2

Kasım ayında şunları bunları yaptık demek isterdim ama geriye dönüp baktığımızda pek kayda değer birşey yapmadığımızı gördüm.


Onun yerine Borga'daki değişimlerden biraz bahsetmek istedim.

Bugüne kadar zamanında yatıp, kendi kendine uyuyan, herkesle gayet iyi anlaşıp oyunlar oynayan Borga son 2-3 haftadır biraz değişti. Bu değişiklikte sanırım bizimde zor bir dönemden geçmemizin etkisi var. Her ne kadar ona çaktırmamaya çalışıyor olsak bile yinede hissediyor birşeyleri diye düşünüyorum.

Değişiklikleri genel olarak anneye bağlanmak, anne uyutsun, anne yıkasın, anne yedirsin, anne işe gitmesin olarak özetleyebiliriz. Bu arada bunlar çok uç noktalarda değil, hatta açıkçası bu çocuk beni hiç sallamıyor yahu söylemlerimin üzerine beni rahatlatır seviyede. O yüzden hiç şikayetim yok.


Okulda ise öğretmenlerini çok seviyor, kendi sınıfındansa büyük sınıf ile takılmaya bayılıyor. Büyük sınıfta Borga okula girer girmez üzerine atlıyor zaten sarılıp, öpüyorlar. Ama son dönemlerde öğretmenlerinden de duyuyorum Borga bu aralar iyice hareketlendi, arada çocukları çekiştiriyor ve tükürüyor filan dediler. Her ne kadar Borga bunu oyun zannediyor olsada esasında yapmaması gerektiğini hoş olmadığını anlatıp duruyoruz ama dönem dolayısı ile sanırım bir kulağından giriyor, ötekinden çıkıyor bile diyemiyorum çünkü girdiğine bile inanmıyorum :)


Tahminimce biz Terrible 2 dönemine biraz geç girenlerden olduk. O yüzden bunun biraz geçici bir dönem ve yaşanması gereken bir süreç olduğunu düşünüyoruz, kendimize bol bol sabır diliyoruz.



30 Ekim 2014 Perşembe

Cumhuriyetimizin 91. yılını kutladık

Cumhuriyet bayramı için her sene olduğu gibi yine Bağdat caddesindeki Fener alayı yürüyüşüne katıldık.

Çok kalabalık olduğundan puset yerine annem bu sefer beni kangurumda sırtında taşıdı. Babam evden çıkarkan taşıyamazsın, belin sırtın ağırır Borga çok ağır diye beni biraz rencide etmiş olsa da annem inat etti ve çıktık.

Arabamızı Suadiye'ye park ettikten sonra annemin arkadaşları ile buluşarak Divan ışıklara kadar yürüdük.







Dönüşte ben uslu durduğumdan ve çok acıktığımdan Mc donalds'a uğrayıp hamburger alıp evimize geri döndük.


3 yıldır Bağdat caddesindeki her yürüyüşe katılıyorum ve Cumhuriyet coşkusu hiç bitmiyor. Her sene olduğu gibi Cadde yine çok güzeld, her yer kalabalık ve ışıl ışıldı, müzikler, dansçılar, bayraklar... Çok eğlendim çok....

26 Ekim 2014 Pazar

Annemle haftasonun ardından

Annem 1 haftalığına iş için yurtdışına gittiğinden dolayı görememiştim, seyahatten döner dönmez hemen okuluma bana süpriz yapmaya geldi.
Önce şaşırdım, sonra atladım boynuna, başladım öpmeye, sonrasında ise birazcık naz yaptım tabiki beni neden bu kadar zaman bırakıp gittin diye.

Sonrasında haftasonu olduğundan bol bol beraber vakit geçirme fırsatımız oldu. Annemle parka gittik, şansımıza Can ve amcam Rıfat'da parktaydı, beraber oyun oynadık.






Havanın güzel olmasını fırsat bilip parktan sonra biraz yürüyüş yapalım diye Starbucks'a gittik. Annem hemen bana sevdiğim Havuçlu Kek ve portakal sularını kaptı geldi.


Tabiki portakal sularımızı bol bol şerefe yaptıktan sonra içtik.


Pazar sabahı erkendan uyanıp hemen annemin yanına koştum, yatakta biraz keyif yapıp oyunlar oynadıktan sonra alışveriş yapmak için Carreforu'a gittik.


Öncesinde oyun yerine uğramazsak olmadı. Yarış arabası beni pek heyecanlandırmadı. Gözüm ilerideki ekskavatörde kaldı.


Ve işte ekskavatörü kaptım. Ben bu iş için doğmuşum arkadaşlar, harika bişi bu.


Birazda çocuk olduk atlı karıncaya bindik.


Markette anneme alması gerekenler konusunda listeyi tutarak ve aldıklarımızı sepete yerleştirerek destek oldum.


Annem ben olmasam ne yapar bilmiyorum. İyi ki varım değil mi annecim :)